Şifremi Unuttum English
  

ESRS Wake-Up Bus Sleep Study



Uykusuzların objektif ve subjektif bulgularının karşılaştırılması

Uyku kliniklerinde, tetkikler öncesinde ve sonrasında kullandığımız bir dizi test vardır. Hastanın birkaç hafta süreyle, evinde doldurduğu ve uyuduğunu hissettiği zamanları 24 saatlik bir skalada işaretlediği tablolar bu testlerden biridir ve uyku ile ilgilenen hekimler için çok bilgi vericidir. Uyku ajandası denen bu tablo sayesinde, hastanın kendi olağan ortamında ne kadar uyuduğunu hissettiğini saptayabiliriz.

Uyku kliniklerinde subjektif değerlendirmeler için kullandığımız başka testler de vardır. Daha kısa süreli, örneğin laboratuarda geçirilen gecenin sabahında doldurulan başka bir test ile hastaya ne kadar sürede uykuya daldığı, kaç saat uyuduğu,gece içinde kaç kez ve ne kadar süre ile uyandığı sorulur. Böylece laboratuarda saptanan uyku verileri ile hastanın hissettiği uykunun karşılaştırması yapılabilir.

Son 10 yıl içinde uyku araştırmacıları tarafından hayretle görülmüştür ki, hastaların bildirdikleri uyku verileri ile laboratuarda saptanan veriler birbirleri ile uyumluluk göstermemektedir. Önceleri hekimler hastaları yalancılıkla suçlamaya kadar ileri gitmişler, ancak daha sonra bu uyumsuzluğun altında birçok patolojinin bulunduğu gerçeği yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır.

Yapılan çalışmalarda görülmüştür ki, uykusu ile ilgili hiçbir şikayeti olmayan, iyi bir uykusu olduğunu bildiren, sağlıklı deneklerin de hissettikleri uyku süreleri laboratuarda saptanan sürelerden bir miktar farklılık göstermektedir. Örneğin denekler laboratuarda uykuya daldıktan saptandıktan 5 dakika sonra uyandırılıp, uyuyup uyumadıkları sorulduğunda uyumadıklarını, sadece uykuya dalar gibi olduklarını bildirmişlerdir. Bu da insanların beyinleri uykuya daldıktan sonra, belli bir süre geçmeden uyuduklarını algılayamadıklarını göstermektedir.

Ancak uykusuzluk şikayeti ile incelenen hastalarda objektif ve subjektif veriler arasındaki uyumsuzluk normal deneklere göre çok daha ileri boyutlara varmaktadır. Hatta bazı uykusuzluk çeken hastalar normale yakın bir süre ile yapılan uyku kaydının ardından hiç uyumadıklarını bildirebilmektedir.

Bu konuda İngiltere'de yapılan bir çalışmada iyi uyuduğunu ifade eden 18 kişi ile kötü uyuduğunu bildiren 18 kişinin uyku verileri karşılaştırılmış, iyi uyuyanların diğer gruptan sadece 28 dakika fazla uyuduğu saptanmıştır. Uyku fazlarının yüzdeleri açısından da 2 grup arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ancak kötü uyuduğunu bildiren gruptakilerin diğer gruptakilere oranla gece içinde iki misli daha sık uyandığı saptanmıştır. Bu verilerden hareket ederek gece içinde ve uykuya dalarken görülen uyanıklıkların uykunun algılanmasında bozulmaya yol açtığı söylenebilir. Aynı araştırmadan uyku süresinin de çok fazla önemli olmadığı, uykunun kalitesinin ve sürekliliğinin iyi bir uyku için daha önemli olduğu sonucu çıkarılabilir.

Uykunun algılanması ile sıklıkla karşılaştığımız ve zaman zaman basında da gördüğümüz bir örnek, senelerdir hiç uyumadığını iddia eden hastalardır. Uyumadan yaşamak daha öncede belirttiğim gibi mümkün değildir. Önceki bölümde de belirtildiği gibi birkaç günlük uykusuzluk sonunda deneklerde psikoza benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. Hayvan deneylerinde ise uykusuz bırakılan süre uzatıldığında deney ölümle sonuçlanmaktadır. Dolayısı ile hiç uyumadığını bildiren hastalara inanmak mümkün değildir. Bu hastaların uyku laboratuarındaki incelemelerinde normale yakın bir uyku düzeni gösterdikleri saptanmıştır. Ancak önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalar sözü edilen hastalarda varolduğu düşünülen uyku algılama sorununun sebebini ortaya çıkaracaktır.

Uykunun algılanması ile ilgili araştırmalar, özellikle beyin dalgalarının bilgisayarlarla detaylı analizi yapılarak sürdürülmektedir. Bu araştırmaların sonuçlarının uykusuzluğun tedavisinde önemli gelişmeler sağlayacağı görüşü son yıllarda gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Sonuç olarak hastaların uykuları ile ilgili bildirdikleri subjektif veriler ciddiye alınmalı, laboratuarda saptanan bulgular mutlaka hastaların algıladıkları uyku süreleri ile karşılaştırılmalı, objektif ve subjektif veriler arasındaki uyumsuzluğun altında mutlaka br uyku patolojisi olabileceği unutulmamalıdır. Zira önemli olan uyku laboratuarında saptanan veriler kadar, hastanın uykusu hakkında hissettikleridir.