Turkish Sleep Medicine Society
Dr. Elif Bolat
Yoğun iş temposu, günlük sorumluluklar ve sosyal yaşam nedeniyle çoğumuz zaman zaman uykumuzdan fedakârlık ediyoruz. Gece geç saatlere kadar çalışmak, telefonla vakit geçirmek veya sabah erken kalkmak zorunda olmak, uyku süremizi farkında olmadan azaltabiliyor. Üstelik hafta içi yeterince uyuyamadığımızda, hafta sonu birkaç saat daha fazla uyuyarak bu açığı kapatabileceğimizi düşünüyoruz.
Peki, gerçekten uyku borcu diye bir şey var mı? Az uyuduğumuz saatler birikir mi? Hafta sonu uzun uyumak, hafta boyunca ertelediğimiz uykuyu telafi etmeye yeter mi?

Uyku borcu, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu uyku ile gerçekte uyuduğumuz süre arasındaki farkı tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Örneğin, her gece sekiz saat uykuya ihtiyaç duyan bir kişinin hafta boyunca yalnızca altı saat uyuduğunu düşünelim. Bu kişi her gece iki saat, beş günün sonunda ise toplam on saatlik bir uyku açığı oluşturmuş olur.
Ancak uyku borcu, bankadan alınan bir borç gibi değerlendirilmemelidir. On saatlik uyku açığı oluşması, bu açığın mutlaka on saat fazladan uyuyarak kapatılabileceği anlamına gelmez. Çünkü uykunun vücudumuz üzerindeki etkileri yalnızca uyuduğumuz saatlerin toplamına bağlı değildir.
Yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için genel olarak gecede en az yedi saat uyuması önerilmektedir. Bununla birlikte uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişir. Bazı kişiler için yedi saat yeterli olabilirken başkalarının sekiz veya dokuz saat uyuması gerekebilir.
Uyku borcunun en dikkat çekici özelliklerinden biri, kişinin zamanla daha az uykuyla yaşamaya alıştığını düşünmesidir. Bilimsel araştırmalar, bunun yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Sağlıklı yetişkinlerin iki hafta boyunca farklı sürelerde uyumasına izin verilen bir araştırmada, gecede altı saat veya daha az uyku fırsatı olan kişilerin dikkat ve zihinsel performanslarının günler geçtikçe kötüleştiği görülmüştür.
Daha da önemlisi, katılımcılar kendi performanslarındaki bu bozulmayı yeterince fark edememiştir. Yani kişiler az uyumaya alıştıklarını düşünseler bile dikkat ve tepki verme becerileri giderek zayıflamıştır. Bu durum günlük yaşamımız açısından oldukça önemlidir. Kendimizi belirgin şekilde uykulu hissetmesek bile dikkat gerektiren işlerde daha fazla hata yapabilir, karar vermekte zorlanabilir veya beklenmedik durumlara daha yavaş tepki verebiliriz.
Kısacası, az uyumaya alıştığımızı düşünmemiz, vücudumuzun gerçekten daha az uykuya ihtiyaç duymaya başladığı anlamına gelmez.
Yetersiz uyku yalnızca ertesi gün kendimizi yorgun hissetmemize neden olmaz. Dikkat, hafıza, öğrenme ve günlük performans üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabilir. Özellikle uzun süre devam eden uyku yetersizliği, kişinin günlük işlerini yerine getirmesini zorlaştırabilir. Dikkatin daha kolay dağılması, tepki süresinin uzaması ve hata yapma olasılığının artması bunlardan bazılarıdır.
Uyku yetersizliğinin etkileri zihinsel performansla da sınırlı değildir. Araştırmalar, yetersiz uykunun iştah ve metabolizma üzerinde de değişikliklere yol açabileceğini göstermektedir. Kontrollü bir araştırmada, uykusu kısıtlanan kişilerin akşam yemeğinden sonra daha fazla kalori tükettiği, vücut ağırlıklarının arttığı ve kan şekeri dengesinin sağlanmasında önemli olan insülin hormonuna verdikleri yanıtın olumsuz etkilendiği görülmüştür.
Uzun dönemde düzenli olarak yetersiz uyumak; obezite, diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve depresyon gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilmektedir. Ancak bu ilişkiler, söz konusu hastalıkların yalnızca uykusuzluk nedeniyle ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Hafta boyunca az uyuyan birçok kişi, cumartesi ve pazar sabahları daha geç kalkarak ertelediği uykuyu telafi etmeye çalışır. Aslında bu davranışın belirli yararları olabilir. Uyku kaybının ardından daha uzun uyumak, uykululuğun azalmasına ve bazı zihinsel işlevlerin toparlanmasına yardımcı olabilir.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Kendimizi yeniden dinlenmiş hissetmemiz, uykusuzluğun bütün etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Araştırmalar, uyku kaybından sonra dikkat ve zihinsel performansın tamamen toparlanmasının bir geceden daha uzun sürebileceğini göstermektedir. Üstelik herkes aynı hızda toparlanmaz. Uyku kaybının ne kadar sürdüğü ve ne kadar ağır olduğu da bu süreçte önemlidir.
Hafta sonu telafi uykusunun vücut üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmada, hafta içi az uyuyup hafta sonu daha uzun uyuyan kişilerde bazı metabolik olumsuzlukların devam ettiği görülmüştür. Bu bulgu, hafta sonu fazla uyumanın, hafta boyunca düzenli olarak az uyumanın etkilerini tamamen ortadan kaldırmayabileceğini düşündürmektedir. Daha geniş kapsamlı, 70 binden fazla yetişkinin değerlendirildiği başka bir araştırmada ise hafta sonu daha uzun uyuyan kişilerde kalp ve damar hastalıkları veya ölüm riskinin daha düşük olduğu gösterilememiştir.
Dolayısıyla hafta sonu fazla uyumak tamamen yararsız değildir. Ancak bunu, hafta boyunca istediğimiz kadar az uyuyabileceğimiz anlamına gelen bir güvence olarak görmemeliyiz.

Uyku borcuyla baş etmenin en iyi yolu, mümkün olduğunca uyku borcu oluşturmamaktır.
Bunun için öncelikle kendi uyku ihtiyacımızı tanımamız gerekir. Herkesin tam olarak sekiz saat uyuması gerektiği düşüncesi doğru değildir. Önemli olan, gün içinde belirgin uykululuk yaşamadan ve günlük işlevlerimiz olumsuz etkilenmeden yeterli süre uyuyabilmektir.
Uyku saatlerinin düzenli olması da önemlidir. Her gün birbirinden çok farklı saatlerde yatıp kalkmak, vücudumuzun uyku ve uyanıklık düzenini zorlayabilir. Birkaç gün boyunca yetersiz uyuduğumuzda, sonraki gecelerde kendimize daha uzun uyku fırsatı tanımak toparlanmamıza yardımcı olabilir. Ancak bunu tek bir gecede bütün açığı kapatmaya çalışmak yerine, yeterli uyku düzenine geri dönerek yapmak daha uygun bir yaklaşımdır.
Burada önemli bir diğer nokta da uyku süresi ile uyku kalitesinin aynı şey olmamasıdır. Yatakta yeterli süre geçirmek, her zaman yeterli ve dinlendirici uyuduğumuz anlamına gelmez. Yeterli süre uyumamıza rağmen sürekli yorgun uyanıyor veya gün içinde belirgin uykululuk yaşıyorsak, altta yatan bir uyku bozukluğu açısından değerlendirilmemiz gerekebilir.
Uyku, günlük yaşamımızdan kolayca çıkarabileceğimiz bir zaman dilimi değildir. Vücudumuzun ve beynimizin sağlıklı çalışabilmesi için karşılanması gereken temel bir ihtiyaçtır.
Ara sıra yaşanan uyku kayıplarının ardından daha uzun uyumak toparlanmamıza yardımcı olabilir. Ancak düzenli olarak az uyuyup hafta sonları bu açığı kapatmaya çalışmak, yeterli ve düzenli uykunun yerini tutmayabilir.
Üstelik uyku borcunun etkilerini her zaman fark edemeyebiliriz. Kendimizi iyi hissetsek bile dikkatimiz ve zihinsel performansımız etkilenmiş olabilir.
Unutmamak gerekir ki uyku, boş zamanımız kaldığında yaptığımız bir etkinlik değil, sağlığımız için her gün karşılamamız gereken temel bir ihtiyaçtır.
KAYNAKLAR